Menu

Neden Yelken Sporu -2

Bir önceki yazıda kısaca tarihçesinden söz ederek spor alanında nasıl yer aldığına değinmiştik.

Bu makalede yelken sporunun kişisel gelişime, kişilerin yaşantısına nasıl etki yapıyor sorusuna yanıt verme çabasında olunacak.

Kişisel gelişim bebeklikte başlar, çocuklukta şekillenir, gençlikte büyük ölçüde tamamlanır ve tüm yaşam boyunca da küçük düzeltmelerle devam eder.

Yelken sporunun temel özelliklerinden biri çok küçük yaşlarda başlanabilmesi ve kişisel gelişimin ana gövdesine yetişebilmesidir.

5–6 yaşlarındaki çocukların, neredeyse tüm dünyada yelkene başladıkları yelkenli tekne olimpik bir sınıf teknesi olan Optimist’tir. Bu tekne yelkenli bir teknede olması gereken optimum dengeyi, optimum güvenliği, optimum hızı ve optimum basitliği içermekte ve adını da bu özelliğinden almaktadır.

Optimist ile küçük yaşlarda yelken sporuna başlayan minik yelkenciler spor yapmanın temel kazanımlarına ek olarak yelken sporunun yapısından kaynaklanan farklı özelliklerde katarlar kişiliklerine.

Yapılan bir çalışmada yelken sporu yaparken bir dakika içinde 26 uyaran alındığı saptanmış. Bir dakika içinde 26 uyaran alınıyor, o uyaran algılanıp ona uygun karar veriliyor ve anında uygulanıyor ve de yelken sporcusu bu davranışın sonucu o anda görüyor.

Biz tıp bilgilerimizden biliyoruz ki beyinin temel gelişim 8–9 yaşlarına kadar tamamlanıyor ve yine biliyoruz ki beyine ne kadar çok uyaran giderse ve de beyin ne kadar çok karar alır uygularsa o kadar çok gelişir. Ağırlık çalışıp pazu yapmak gibi beyin de çalışınca, kapasitesi artıyor; zekâ ve zekânın kullanımı gelişiyor.

Kararların sonucu anında alındığından öğrenme becerileri hızla artıyor.

Kişi kendi yaptıklarının sonucunu anında gördüğünden sorumlu olma duygusu, kendi sorumluluğunu alma özelliği pekişiyor.

Yelken sporu zekâyı ve onun kullanımını geliştiriyor. Sorumluluk alma yetisini pekiştiriyor.

Yelken sporu doğa sporudur; denizde, gölde, nehir de yapılır. Bu nedenle daha küçük yaşlarda doğa ile iç içelik başlar. İnsanı doğaya yabancılaştıran modern yaşantının bu olumsuzluğu gidermenin ilk adımları atılır; doğa sevgisi gelişir, doğaya saygı duyulur.

Yelken sporcusu daha minik iken kendini doğanın bir paçası olarak görmeye başlar. Ve denizde doğa ile mücadele denilen şeyin aslında doğa ile işbirliği yapmak demek olduğunu öğrenir

Yelken sporu doğa ile barışık dolayısıyla kendisi ve çevresi ile barışık özelliklerde insan yetişmesine ortam sağlıyor.

Yelken yarışları rekabet ile dayanışmanın içi içe olduğu, rekabetin yıkıcı özelliklerinin dayanışma tarafından törpülenip yaratıcı tarafının ön plana geçtiği yegâne spor alanlarından biridir. Yelken yarışlarından tüm sporcular asıl rakibin deniz olduğunu, doğa olduğunu bilirler. Ve yelken sporcuları denize karşı bir birleriyle dayanışma içindendirler.

Bu dayanışma duygusu birbirleriyle yarışırken yaşadıkları rekabet duygusunun yıkıcı, ötekileştirici özelliklerini azaltır ve yarış sırasında bile rakibine iyi duygular besler. Onu bir yandan geçmeye çalışırken diğer yandan da başına bir şey gelirse yardımına koşayım diyerek göz ucuyla da kollar.

Yelken sporu rekabet ile dayanışmanın bir arada olacağını kanıtlayan ve yaşatan bir spordur.

Yelken sporunda tekneler denize birlikte hazırlanır, birlikte donatılır, birlikte denize indirilir. Denizden çıkınca yine birlikte karaya çekilir, donanımları sökülür, yıkanıp kaldırılır. Sporcular bu süreç içinde birlikte bir şeyler yapmayı, yardımlaşmayı öğrenirler.

Yelken sporu yardımlaşma becerisini geliştirir.

Yelkenci tek kişilik yarış teknelerinde tek başınadır, kararlarını tek başına alır, tek başına uygular, elindeki tekneye rüzgâra, akıntıya, dalgalara, rakiplerine, kurallara göre kumanda eder, istediğini tüm bu değişkenleri hesaba katarak gerçekleştirmeye çalışır.

Yelken sporu kişiyi geliştirir, olgunlaştırır, özgüvenini yükseltir.

Yelken yarışları sırasında kural ihlali yapıldığını düşünen sporcu anında protestosunu çeker, karada protesto komitesinde hakkını savunur.

Yelken sporu kurallara uyma özelliklerini geliştirir. Hakkının takipçisi olmasını sağlar.

Kişisel özellik ve beceriler yanında sosyal beceriler de kazandırır. Başlangıçtan itibaren bir kulüp çatısı altında olmak sosyalleşmeye katkıda bulunur.

Kulüp sporcuları ile ilişkiler, çalıştırıcı ve kulüp personeli ile ilişkiler…

Kulüp üyeleri ve yöneticileri ile ilişkiler…

Yarışlarda yarışta görev alan hakem ve diğer görevliler ile ilişkiler…

Tüm bu yaşantılar zengin bir sosyal ortam sağlar.

Yarışlarda diğer kulüp sporcuları ve görevlileri ile kurulan diyaloglar bu zenginliği daha da arttırır. Kulüp içindeki katılımcı iklim, küçük yaşta katılımcı demokrasi kültürünün yeşermesini kolaylaştırır.

Yelken sporu sosyalleştirir.

Bu kadar mı?

Nerede toplumsal boyutu?

O zaman demek ki devamı haftaya…