Menu

SEA POWER – İNEBAHTI SAVAŞI

Bu yazı, denizleri seven, Akdeniz’e açılma konusunda yüreklerini/gönüllerini ortaya koyan üsteki, denizcilere ithaf edilmiştir. Sırasıyla; komodor’um Korhon Sökmen, Skipper’im Anıl Çivi, Kaptanlarım Mesut Yaşar Öncü ve Cihan Arın, denizi en az benim kadar hatta benden daha çok seven sevgili eşim Necla Eren Tülek.

inebaht1

SEA POWER – İNEBAHTI SAVAŞI

· 7 ekim 1571 İNEBAHTI SAVAŞI

· 7th October 1571 Battle of LEPANTO

· 7 ekim 1571 İnebahtı’da Donanmanın SINGINI “sı-mak (= kırmak), kırılan, kırılmış, bozguna uğramış, vurgun.. ör: Sırp Sındığı Savaşı = Sırpların kırıldığı savaş.. gibi. Dolayısıyla Sıngın donanma “bozguna uğramış donanma” demektir.”

· 7 ekim 1571 "Beş saat" Savaşı (11.oo'da başlayan savaş 16.oo'da bitmiştir)

· 7 Ekim 1571 Akdeniz’i terk edişimizin başlangıcı

ÖNSÖZ

Bu yazının amacı Osmanlıyı yermek değildir. Ve hatta diğer denizcileri övmek hiç değildir. Biraz yenilgiden dersler çıkartmak.. Biraz Piri reis’in dediği

Her yolda bir mürşidi kamil gerek

Bir denizci ilim ile amil gerek.

Sözlerinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak..

Çokça da, genlerimizden mi geliyor bil(e)miyorum, denizlerden uzak duruşumuzu yıkmak, makûs talihimiz kırmak ve “Akdeniz’e açılmayı..” Anadolu insanına teşvik etmek amaçlıdır.

Bu yazı birçok yerli/yabancı farklı literatürün birçok farklı yazı/söylem/anlatımlarının ortak yönlerine sadık kalmaya çalışarak, rakamsal değerlerin en çok rağbet görenlerini, ortak kanı olanlarını buraya aktararak oluşturulmuş tarafımca yazılmış kişisel bir “yazı/derleme”dir.

Her türlü düzeltme, çıkarma, eklemeleriniz beni çok mutlu edecektir..

Pruvanız neta, rüzgarınız kolayına olsun

Suat Tülek Ekim 2010-Ankara

İçindekiler:

· SÜREÇ

· AYARSIZ Yönetim

· ORANTISIZ Güç

· SINGIN (Bozgun)

· POST-MORTEM Akdeniz

SÜREÇ

1570-71’de Osmanlı, Venedik idaresindeki Kıbrıs’ı aldı.

Almalı mıydı..?

Haçlı ittifakına neden olur..”tutkalları olursunuz..” diyenler de vardı.

Türk düşmanı Papa V. Pius 8 Mart 1570’te İspanya Kralı II. Felipe’ye bir mektup yazmıştı “Hristiyanlık aleminde Osmanlı’ya karşı tek başına karşı koyabilecek hiçbir devlet bulunmadığından, Türk gururunu yere sermek için bütün Hristiyan devletlerinin birleşmesi gerekir.”

nebaht2

Lala Mustafa Paşa büyük bir orduyu denizden Kıbrıs’a geçirdi.

48 günde Lefkoşa alındı (22 Temmuz-9 Eylül 1570)

Magosa 18 Eylülde kuşatıldı. Kış nedeniyle kuşatma sürdürüldü, baharda taarruza geçildi 4 Ağustos 1571’de Magosa kalesi de alınarak yaklaşık bir yıl süren zorlu çatışmalar sonunda Kıbrıs fethedilmiş oldu.

Kıbrıs’a Osmanlıların yerleşmesi üzerine Papalık, İspanya ve Venedik Kutsal Hristiyan İttifakı (Holy Christian League) yaptılar. Osmanlı devletine karşı bu devletin kuruluşundan beri yapılan 13. Kutsal İttifak. Bu birleşmeyi imza ile de onayladılar (15 Mayıs 1571).

Haçlıların güçlü bir donanma Kıbrıs’a doğru yol almaya başladı.

· Kutsal Hristiyan İttifakı Donanmasının başında İspanyol komutan; V. Karl’ın (Charles-Quint) “veled-i zinası” evlilik dışı oğlu ve II. Felipe’nin kardeşi Hollanda genel valisi Don Juan de Austria (Don Juan d’ Autriche, Avusturyalı Johann, Don Giovanni, Don John, Osmanlıca: Cevon Ostroyka).

· Destek Donanması komutanı İspanyol Álvaro de Bazan

· Venedik donanmasının başında Vaniero,

· Cenevizlilerinkinde “Oğlan Kapudan” Giovanni – Andrea Doria (Katip Çelebi’nin anlatımıyla sanırım “İbne Kaptan” denmek isteniyor –ki kendisi Barbaros’un yendiği Andrea Doria’nın kuzeni olur) ,

· Papalık donanmasında da dük Marco Antonio Collonna vardı.

Ayrıca Avrupa’nın prens, asilzade, amiral ve generalleri Haçlı donanmasında görev almıştı.

Mesela

inebaht3

Bu sırada Osmanlı’da II. Selim Padişah’dı

· Vezir-i Azam (Başbakan) Sokollu Mehmed Paşa (-ki kendisi padişahı kıskanmakta, devlet işlerine padişahı karıştırtmamakta)

· 2. Vezir Pertev Paşa (-ki Sokollu onu kendisine en büyük rakip olarak görmekte.. )

· 3. Vezir Padişah Damadı Piyale Paşa (-ki kendisi engin deniz bilgisine sahiptir.. “askerlik ünü o derecede muazzamdı ki, onu her hangi bir şekilde bertaraf etmeye çalışmak çılgınlık olurdu..”)

· Kaptan-ı Derya Müezzin-zade Ali Paşa (-ki kendisi karacı olmasına rağmen deniz kuvvetlerinin başına getirilmişti.. “Sokollu Mehmet Paşa tarafından kolayca ortadan kaldırılabilirdi..”)

AYARSIZ Yönetim

Kara ve Deniz birlikleri Kıbrıs’ta 1 yıl savaşmıştı. Lağımlarda 10 bini aşkın askerimiz telef olmuştu.

(Katip Çelebi’den) Kalenin berkliği ve içinde olan kâfirlerin çokluğu yüzünden o gün de zafer ele girmedi. Bir kez daha Anadolu valisi İskender Paşa kolundan lağım atılup yürüyüş oldu. Yararı olmayup dönüldü. Bu atılıştan sonra umduğuna ermiş olan serdar toprak sürdürüp hendeği göklere beraber doldurduktan sonra yürünmeyi tasarlamıştı. Kâfirler de içeriden lağım yürütüp hendeğe dolan toprak altına barut döşediler. Gaziler yürürken ateş alup üstünde ve yakınında bulunan on bin kadar gazi altüst oldular Nice adlı sanlı kimseler şehitlik şerbetini içtiler; ulu Tanrı rahmet ey leye. Hiç bir tarihte lağımdan bunca adam ölmüş değildi.

Kıssadan hisse budur: hisara yürüyüşten önce çok nakkabın(Lağımcının, yer altından tünel kazıcının) yer altını yoklaması gerekir, ta ki bu soydan kayıp ve ziyan olmaya, Çünkü askerin ürkmesine yol açar.

Donanma Kıbrıs fethinden sonra

· Rotasını Ege denizine dönüp dinlenmeye, bakıma mı çekilmeliydi..?

· Yoksa yok etmek için Adriyatik Denizinde Haçlı Donanmasını mı aramalıydı..?

· Veya Preveze/İnebahtı’da savunmada kalarak haçlı Donanmasının Önünü mü kesmeliydi ..?

“Ne oldu..”yu katip çelebi’den dinleyelim

Önceleri başkumandan Pertev Paşa ile kapudan Ali Paşa Kıbrıs'tan Rodos'a gelüp birkaç gün o çevrede dinlendiler. Düşman donanmasından eser ve haber belirmeyüp Girit Adası'na saldılar. Kıyılarıını yağma edüp gezerken Cezayir beylerbeyi Uluç Ali Paşa da yirmi parça gemiyle gelüp onlara katıldı. Söz birliğiyle varup Kefalonya Adasını yağma edip yıktılar. Sonra Rumeli kıyısında Venedik kalelerinden Sobut, Ülgûn ve Bar adındaki hisarları aldılar. Nice zaman denizde gezûp kâfir donanmasından eser ve haber belirmedi.

Kış mevsimi yaklaştığı içün levent gemileri derya beyleri gemilerinde tımar erbabı az kalup birer bahaneyle gitmişlerdi. Savaşçı ve kürekçi kısmının birazı dagılup askerin gerisi donanma gemileriyle lnebahtı Limanına gelüp demir attılar. Orada yere batası düşman gemilerinin mutlaka gelüp donanma-yı hümayunla karşılaşarak vuruşmalarının kesin olduğu haber alındı.

“O sıralarda Preveze’de bulunan Donanmay-ı Hümayun Büyükamiralliği’nden hükümete devamlı şekilde haberler, takviye istekleri geliyordu. Birçok savaş gemisinin topları, daha başka hayati mahiyette teçhizatı eksikti, tamamlanmaya muhtaçtı. Üstelik mevsim dolayısıyla askere, hele subaylardan çoğuna izin verilmişti; subayı tamam hemen hiçbir Türk gemisi yoktu. Filo, personel bakımından zayıftı. Sipahiler ile Yeniçerilerin bir kısmına izin verilmiş, bir kısım asker de kaçmıştı.

Öte yandan, Donanma’nın başına Sokollu tarafından getirilen Müezzin-zade bir kara generaliydi, denizcilikle hiçbir ilgisi yoktu; üstelik yanındaki amiralleri dinlemeyecek derecede dik kafalı, mağrurdu. Haçlı donanmasının Türk sularına geleceği haberi İstanbul’a bildirilince, Sokollu, bu donanmayı karşılamak görevini gene bir kara askeri ve ömründe denize açılmamış olan İkinci Vezir Pertev Paşa’ya verdi. Ne gaflettir ki Barbaros’un talebeleri Uluç Ali ve Piyale Paşalar hala hayatta iken bu görevler başkalarına verilmiştir.”

inebaht4

TARTIŞMA:

Bir tarafta karacı komutanlar

· “Deniz Kuvvetleri Komutanı” Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa

· “Kara Kuvvetleri Komutanı” Serdar Pertev paşa

Diğer tarafta tecrübeli Korsanlar

· Uluç Ali Reis

· İskenderiye Beyi Şolok Mehmet (sirocco-güney rüzgarı, şirok, şolok)

Tarabulus beylerbeyi Cafer Paşa, Hayreddin Paşaoglu Hasan Paşa, on beş sancak beyi ve askerin başka ilen gelenleri

Denizciler: "Personel eksik ve kifayetsizdir. Düşman ile çatışmayı bahara bırakmalıdır. Donanmamız eksiktir, altı ay kadar denizde gezmekle gemiler bozgundur, Eskiden Körfezden İnebahtı'yu dönüldükte, dönüştür diye sipahi ve yeniçeri, izinli izinsiz dağılmışlardır. Boğaz Hisarları'ndan kâfir donanması içeri giremez, çıkılmak korkuludur” derler

Müezzinzade Ali Paşa : “Gayret-i İslam yok mudur? Her sefineden (gemiden) beşer, onar adem nakıs olmakla ne lazım gelir?”

Pertev paşa: “Saraya karşı tek sorumlu benim. Denizcilerin hiçbir sorumluluğu yok..”

Bu sözlerden de cesaretle Müezzinzade Ali paşa: “Ben Padişah-i Alem-Penah Hazretleri’nin donanmasına <kaçdı> namın komazam..”

Uluç Ali Reis: “Şayet mutlaka savaşılmak isteniyorsa, sahile yakın değil, açık denizde Haçlı donanması karşılanmalıdır. Bre, aramızda Barbaros Hayreddin ve Turgut Paşalar ile cenk eden reisler yok mudur? Anların(onların) sığ denizde muharebe verdiklerini gördünüz mü?”

Müezzinzade Ali paşa: “Sahili tutarak cenk etmek muvafıktır" diyerek denizcilikteki bilgisinin derecesini gösterdi.

Denizciler; “Cepheden taarruz etmeyelim, teçhizat ve asker eksik..” diyor

Karacılar; “Açık deniz tehlükelidir.!! Kıyı tutmak yeğdir. Cepheden saldırmak iyidir.” diyor

Uluç Ali Reis; "Hani Hayreddin Paşa ile, Turgutça Paşa ile savaş görenler, niçin söylemezler? Bir gemiye top dokunduğu gibi batması ihtimalinden karaya dönse gerek, ötekilerin bozgununa yol açar" diye gördü, ama olmadı. "Gemilerden fanusları, büyük bayrakları ve flandıraları giderin" diye öğüt verdi, (Gemilerin başında kimin olduğunu, donanmada kumanda yerindekilerin hangi gemilerde olduğunu düşmandan saklamak için gemilerde bunları belli eden fener, bayrak ve flandıra gibi alametleri kaldırmak, saklamak). Kapudan Paşa alaya kalkışınca o da vazgeçti.

Bu Kapudan Paşa aslında yarar ve gayretliydi, ama deniz savaşlarını görmeyüp korsanlık fennini bilmez, tanınmış, seri bir kimseydi ve kendisine gelen buyruklar da "elbette kâfirin donanması her nerdeyse üzerine varup karşılaşasın, yoksa öfkeme uğrar, azar yersin" diye ferman olunduğundan bütün askeri kendi düşüncesine uydurup savaşa karar verdiler.

Ve böylelikle çok başlı bir Osmanlı Donanması , dünya tarihinin en büyük deniz muharebelerinden birine başladı.

İNEBAHTI SAVAŞI; Akdeniz’e hakim olmak adına; İsa’dan Önce 31 yılında da Mark Antonio+Cleopatra ile Octavian arasında yapılan (480 gemi arasında yapılmıştır) Actium Savaşı’ndan bu yana yapılan en büyük deniz savaşıdır (470 gemi arasında). İnebahtı’dan 33 yıl önce yapılan Preveze Savaşı’nda 288 gemi çarpışmıştır.

Osmanlı donanması bu savaşta sevk ve idareden yoksun, komutanların ihtiras kavgaları yüzünden tam adıyla sınmış, kırılmış; şehid verilmiştir. Bu savaş ile Osmanlılar, ömründe kayığa binmemiş insanlara donanma teslim edilemeyeceğini çok acı biçimde görmüşlerdir.

ORANTISIZ Güç

inebaht5

inebaht6

GEMİLER
"Yere batası kâfirin gemileri.."
-Venedik Galley'leri (kadırga: kürekli-çekdiri ve yelkenli-kalyonlar) yeni yapılmış ve sağlamdı ancak "azığa dardı.."
-İspanyol Galleyleri "biraz çürümüş peksimet vermişti.."
-6 adet Galleass vardı ki.. Bu savaşın en önemli savaş makinesidir. Osmanlının Kadırgalarında pruvada "yarağın" hemen arkasında 1 top etrafında 2'şerden 4 hafif top, Kalite'lerinde  1 top etrafında 1'er'den 2 hafif top bulunmaktaydı.. Ancak bu Galleass'ların yan taraflarında dizi dizi ağır toplar vardı ve menzili uzundu.. Osmanlı kadırgalarını hallaç pamuğu gibi  attı.

inebaht7

Denizciler
Osmanlı donanmasının kürekçileri 10 bin Hristiyan köleden oluşmaktaydı ve zorla(kırbaçla) motive ediliyordu. Denizcileri ise 1 yılı aşkın süren Kıbrıs fetihi yorgunuydu. Önemli subaylar, kurmaylar ve liderler izine çıkmıştı ve sonbahar başı Osmanlı'da terhis ayıydı.
Haçlı donanmasının kürekçileri ve yelkencileri özgür denizcilerdi ve birçoğu da paralıydı.

inebaht8

Askerler ve Silahları
Osmanlının Haçlılara korku salan efsanevi kompozit okçu birlikleri ve göğüs göğüse çarpışmada pek kahraman yeniçerileri, levend'leri vardı. Ve fekat "tüfenk icat olmuş, mertlik bozulmuştu.."
Bilhassa İspanyol ordusuna bağlı 10 bin askerin eğitimi/donanımı mükemmeldi. Tercios denilen 3 kişilik timler halindeydiler: Kılıç/kalkanlı koruyucu, Arquebus kullanan "tüfenkçi" ve mızraklı
Savaşın kaderinde Arquebusier'ler ve Kadırga irisi uzun menzilli toplara sahip Galleass'lar çok önemli rol oynamıştır.
İnebahtı savaşı göstermiştir ki; Kompozit okçular ve Kadırgaların artık fonksiyonel olmamaktadır ve Savaş tarihinde artık önemini yitirmiştir.
Cephane
1500 top'a (ağır ve hafifler dahil) karşılık Osmanlı'da 750 top vardır ve uzun menzilli ağır topları yoktur. Cephane çok yetersizdir. Ve pek kahraman savaşan levendlerin cephane bitince düşmana portakal/limon atarak saldırmaları Haçlılar arasında gülüşmelere yol açmıştır.

inebaht9

"Pirates of Caribbean" filminde korsanlara karşı savaşan johnny depp'in tayfası cephaneleri bitince topun içine gülle yerine çatal/kaşık/bıçak ne bulurlarsa doldurup öyle ateş ediyorlardı.. Belki aynısı olmasa da işte Osmanlı birlikleri bu çaresizlik içindeydi..
SINGIN DONANMA

inebaht10

· Papa V. Pius 8 Mart 1570’te Kutsal Haçlı İttifakı için kolları sıvamıştı (İspanya Kralı II. Felipe’ye bir mektup yazmıştı)

· Papalık, İspanya ve Venedik Kutsal Hristiyan İttifakını (Holy Christian League) 15 Mayıs 1571’de imza ile de onayladılar.

· Haçlı donanması Mesina’da toplanmaya başladı. Don Juan d’ Autrich 23 Ağustos’da donanmasıyla Messina’ya ulaştı.

7 Ekim 1571 Pazar sabahı her iki donanma savaş düzenini aldılar.

inebaht11

Saat 11.oo olmuştu fakat Giovanni-Andrea Doria’nın yerini alması ve onun önünde yer alacak olan 2 Galleass’in gelmesi için 1 saat kadar beklendi.

Haçlı donanması

· Kuzeyde: Barbarigo, karşısında Mehmet Şolok bey (sirocco)

· Merkezde: Don Juan, karşısında Müezzinzade Ali Paşa

· Güneyde: Giovanni-Andrea Doria, karşısında Uluç Ali Reis

Galleass’lar:

Haçlı donanmasının Kuzey ve Merkezde 2’şer Galleass, Güneyde henüz yerini al(a)mamış 2 Galleass

Destek birlikleri:

· Haçlıların arkasında, Alvero de Bazan komutasında, 4-30-4 düzeninde (kuzey, merkez, güney) oldukça güçlü destek birlikleri mevcuttu. Papalık donanması da, Dük Marco-Antonio Colonna yönetiminde destek birlikleri arasındaydı.

· Osmanlının ise Müezzinzade Ali Paşa’nın arkasında 60’a yakın kayık (kırlangıç) vardı. Malzeme, cephane taşıma ve sabatoj amaçlı görevliydiler

RÜZGAR veya Preveze Yenilgisi ve de İnebahtı Mucizesi (Lepanto Miracle)

27 Eylül 1538’de başlayan Preveze Savaşı çok kanlı geçmekteydi. Andrea Doria’nın 160 gemisine karşılık Barbaros 122 gemiyle çetin mücadele veriyor, devamlı saldırıyordu.

28 Eylül sabahı rüzgar aniden kesilince, ağırlıklı olarak Yelkenli olan Andrea Doria’nın gemilerinin hareket kabiliyeti tamamen azaldı. Çekdiri türü gemileriyle (kürekli kadırgalar) üstün manevra kabiliyetine sahip Barbaros, düşman gemilerini bir bir avladı. Ağır zayiat veren Andrea Doria arkasına bakmadan kaçmak zorunda kaldı. Ve muhteşem Preveze zaferi kazanılmış oldu. Fakat kaçan gemiler takip edilmedi.

Aradan 33 yıl geçmişti. Haçlı donanması aynı tehlikeden çekiniyordu. Fakat 7 Ekim Pazar sabahı batıdan, tamda kıvamında esen rüzgar Haçlı Donanmasına tam destek veriyordu. O gün Pazar vaazı veren din adamları devamlı bağrışıyorlardı; “Tanrı sizinle.. Bu rüzgar “Our Lady”nin bize bir ihsanı..” Bu olay Haçlılarca “Lepanto Miracle” olarak değerlendirildi.

Amirallerin konuşmaları;

Tercios’lar ve şövalyeler amiralleri Don Juan’ın önünde diz çökmüş bekliyorlardı. Don Juan ince çocuk sesiyle tiz bir şekilde bağırarak konuşmasına “Ya istiklal ya ölüm” diye başladı ve . “Korkaklar için cennet yoktur..” diyerek bitirdi " No hay paraíso para los cobardes -There is no paradise for cowards."

Ali Paşa ise konuşmasında Hristiyan köle kürekçilerine seslendi: “Size söz veriyorum. Savaşı kazandığımızda özgürlüğünüzü bağışlayacağım. Bu gün sizin gününüz. Allah size bu günü bahşetti ve sizin arkanızda..”

inebaht12

Saat: 12.oo

Her ordu’nun filoları karşılıklı üç millik bir savaş hattındaydılar ve Mübalağa cenk başladı;

Don Juan merkezdeki gemileri ile taktiksel olarak yarım mil kadar geri çekildi. Müezzinzade Ali Paşa üstüne yürüdü.

Osmanlı donanması menzile girince; Kuzey + Merkez 4 adet Galeass yoğun topçu atışına başladı. Yarım saat içinde ne olduğunu anlayamadan 70’e yakın Osmanlı gemisi ya battı ya savaşamaz duruma geldi. 15 kadarı da karaya oturdu.

Hemen kâfirin elli parça gemisi seçilüp Kanluburun'dan taşra gelüp kalan gemileri burun ardında saklanup görünmezdi, islam gemileri o elli gemiye çatup tamam ellisini söyündürmekle (batırmakla) uğraşırken öteki gemileri burun ardından çıkup donanmayı çevirerek topa tuttular.

O yerde Ali Paşa, kapudana haber gönderüp "kâfirlerin barça ve mavunası, kale ve metristir; ilkin önünden savulup sonra dönüp ya ardından ya böğründen girelim" dedikte.. Kapudan Paşa "ben kaçmam” deyüp yürüyüp karşı vardı.

Osmanlı’nın müthiş top ateşine karşılık verebilecek hiçbir şeyi yoktu. Türk oluşumları birbirinden koptu.

Osmanlının Kuzey ve merkezdeki tüm savaş formasyonu bozuldu, birlikler birbirinden koptu. Güneyde ise Uluç Ali Reis zaten daha en başta hattan aşağıya kaymıştı.

Artık savaş 3 başlıydı.

Saat: 13.oo-15.oo

Kuzeyde; Şolok Mehmed, kıyıdan seğirtip 6 gemisi ile düşmanın arkasına dolandı. Barbarigo’yu fena kıstırdı. Oldukça ağır hasarlar verdirdi. Barbarigo okla vuruldu (oklardan birisi de gözüne isabet etmişti. Ölümcül yaralanan Barbarigo savaştan 2 gün sonra 9 Ekimde öldü). Kuzey cephesindeki Haçlı gemilerinin dağılmasına az kalmıştı, fakat Alvero Bazan batıdan gelip Kuzey birliklerine destek verdi, 2 Galleass’da manevra kabiliyeti düşük olmasına rağmen doğudan yetişip Şolok Mehmed’i top atışına tuttu. Meşhur korsanlardan İskenderiye beyi Şolok Mehmed şehit düştü. Donanması ise tamamen yok edildi ve/ya ele geçirildi.

Merkezde;Müezzinzade Ali Paşa 1+6 gemiyle (hasarlı da olsalar).. Her iki yanında da birer koruma gemisi olan Don Juan’ın gemisine kahramanca saldırdılar. Ancak Püskürtüldüler.

inebaht13

İkinci kez saldırdılar. Ve hatta Müezzinzade, Don Juan’ın gemisine askerleriyle çıktı. Kılıçla dövüşe dövüşe Don Juan’ı geminin pruvasına kadar sıkıştırdı. Tercios’lar çok yoğun savunmadaydılar. Ali Paşa’yı tekrar püskürttüler.

Müezzinzade 3. Kez saldırıya geçti fakat bu kez Don Juan’ın gemiye çıkamadan, desteğe gelen Alvaro de Bazan’ın 2 gemisi tarafından sağlı sollu sarıldı. Bir Arquebus mermisi ile başından ağır yaralandı. Don Juan öldürülmemesini emretmesine rağmen, İspanyol askerlerden biri Kaptan-ı Deryanın başını kesip bir mızrağa takıp, gemiye dikti.

Beri yandan da, durum gereği, bir yerde durup toplaşurken Kapudan Paşa hemen baştardayla (kaptan-ı derya gemisi) alaydan seçilüp önce bir gemiye çatarak söyündürmeye uğraşırken kâfirler üç fenerlerinden bilerek üşündü ettiler (üşüştüler) İki parça barça, baştardayı araya alup kapudanı şehit ettiler; iki oğlu ve içinde olanlar tutsak oldu.

Geminin Osmanlı sancağı indirildi yerine Don Juan’ın armasını göndere çekildi.

Bunu gören diğer gemilerde tam bir bozgun başladı.

Pertev Paşa denizde, enkaz arasında çabalayıp duruyordu. Kendisi zorla kurtarılabildi.

Pertev Paşa gemisini de topla vurup batardılar; kendisi denize düşüp yüzerken Hasan Paşaoglu Mahmud Bey rast gelüp kancayla gemisine aldı. Baş gidince ayak kalmaz, öteki askere tam bozgun olup herkes başının kaygısına düştü.

Pertev Paşa’nın vezirlik alameti olan 3 tuğu ile Kaptan-ı Deryalık alameti olan altın sırma işlemeli kırmızı ipek sancak düşmanın eline geçti.

inebaht14

Saat 15.oo-16.oo

Artık sıra Osmanlı donanmasının işe yaramayanlarının batırılması, onarılabilecek gibi olanlarına el konması, askerin katledilmesi (esir alınması), Osmanlının eline geçmiş Haçlı gemilerinin geri alınmasına gelmişti

Askerin çoğu kâfirlerle savaşta şehit oldu. Savaş yeri olan Anatoloka, Mora kıyısına yakın topuklu sığ yer (denizin dibinde topuk gibi yükselen yer) olduğundan on beş parça gemi oturup halkı suya döküldü; bunların birazı karaya çıkup kurtuldu. Kalanından kimisi alınup kimi boğulup gitti. Agriboz beyi Salih Paşazade tutsak olmuşken Hasan Paşa gemisiyle kurtuldu; Pertev Paşa da Mahmud Bey gemisiyle Preveze'ye çıkarak karadan lnebahtı'ya geldi.

Şehitler: Çorum beyi Güllabi, Karahisar-ı Şarkî beyi Ahmed, Engürü beyi Mimarzade, Niğbolu beyi Ahmed, Inebahtı beyi Firdevs, Sakız beyi Abdûlcebbar, Midilli beyi Hızır, Sığacık beyi Karabatak, Biga beyi Ali, Mısır Iskenderıyesi beyi Şolok ve bir bey daha, hepsi onbir sancak beyi, tersane emini ve kethüdası; kapudanlardan Dumdum Memi, Alı Müslüman ve başkaları ve bu sancakların sipahileri hepsi şehit olup az kimse kurtuldu. Kâfir hepsi altmış parça kadırga alup halatını ve gereçlerim Venedik Cebehanesine kodu (137 gemiden geri kalan 77 tanesi kullanılamaz halde olduğu için, malzemeleri alınıp batırıldı).

inebaht15

Kıssadan hisse budur ki serdarlar düşmanın durumunu yoklayup iyice anlayup bildikten sonra, eğer karşı koymaya gücü yetse bile, barış mümkünken savaşa kalkınmaya. Kalkışılırsa iyice araştırılup kanım üzere savaş ola. Serdar olanlar kendileri savaşa başlamayalar, yerinde durup öteki askeri gereğine göre kullanalar. Bozgun olup umut kesildikte ister istemez bir tarafa çıkmakta hünerdir. Bütün askerin kırılmasından bir serdarın alınması zararı artuktur. Hele deniz savaşlarını kara savaşına benzetmeyeler, savaş kanunlarını tarihlerde ve hükema kitaplarında göreler.

inebaht16

Güney Cephesi;

Saat: 13.oo-16.oo

Uluç Ali Paşa, 38 kadırgası ve 23 kalitesi ile Kaptan-ı Derya’nın hareketine uymadı. Filosunu Güney'e çevirerek engine dümen kırdı. Güneye doğru, cepheden uzaklaşıyordu.

Pek düzen tutturamamış Giovanni-Andrea Doria da, mesafeyi koruyarak, Uluç Ali ile birlikte aşağıya kayıyordu. Uluç Ali’nin iyice güneye gidip arkadan dolanıp, kendisini vuracağından korkuyordu.

Bir ara Uluç Ali yavaşladı. Kürekçileri yorulmuştur diye düşünen Doria, yelkenlileriyle iyice güneye düştü. Don Juan’ın merkez cephesinden epeyce uzaklaşmıştı ve kendi kuzeyinde büyük boşluk oluşmuştu.

Bu sırada Uluç Ali 16 gemisini kuzeye-merkez cepheye Müezzinzade’ye yardıma gönderdi. Bu 16 gemi süratle dönüp, merkez cephede düşman üstüne bir “Kılıç” gibi saldırdı.

inebaht17

Kuzeye yönelen 16 gemiyi gören Doria; “Tuzağa düştüm. Bilhassa yavaşladı. Bu gemilerle beni kuzeyden dolanıp arkadan saracak, kendisi de önden saldıracak” düşüncesiyle.. Apar topar tüm gemileri ile geri dönüp merkeze yöneldi. Böylelikle Güneyde Uluç Ali’ye kaçacak (gemilerini kurtaracak) büyük bir alan bırakmış oldu.

İşte Uluç Ali’nin o kıstırılmışlıktan 42 gemiyi kurtarışının (kaçışının) esbabı-ı mucizesi budur.

Uluç Ali kaçarken önüne çıkan Malta şövalyelerinin gemilerini bir bir yakıp, yıkmıştır (söyündürmüştür). Ve hatta Malta Amiral gemisine saldırmış komutanının kellesin uçurmuş, bir de Venedik gemisini esir alarak. Savaş alanından ayrılmıştır.

Uluç Ali Paşa eski korsandı, gemisine bir alamet koymayup deniz tarafına açılmıştı. Malta kapudanının üzerine gelüp çatup aldı ve bu kapudanın başını kendi eliyle kesüp birkaç gemi daha söyündürdükten sonra; kâfirler üstün geldiklerinden Cezayir gemileri (Uluç Ali’nin gemileri) birbirinin ardına düşüp savaşarak Moton tarafına doğru çektirüp gittiler.

Uluç Ali Reis; Kurtardığı (kaçırdığı) 17 kadırga +1 Venedik kadırgası+24 kalite ile Adriyatik’den Ege denizine dönmüş.. Ege denizindeki diğer Osmanlı gemilerini de toplayarak.. Toplamda 87 parça gemi ile 16 günde, İstanbul’a ulaşmıştır.

inebaht18

Uluç Ali Reis (Kılıç Ali Paşa) Calabria'lıdır (ITALYA)

inebaht19

Bu savaştan sonra Kaptan-ı Derya'lığa yükseltilen Uluç Ali Reis (artık Kılıç Ali Paşa); 3 Padişah döneminde bu görevini yürütmüştür.

Giovanni Dionigi Galeni (Uluç Ali); Calabria'nın Le Castella köyünde doğan bir italyandır. Yoksul bir italyan balıkçı olan babası Birno Galeni, oğlunu daha çocuk iken papaz olması için Roma'ya gönderir. Çocuğun bindiği gemi 29 ağustos 1536'da Barbaros Hayreddin Paşa’nın adamlarından Ali Ahmet tarafından yapılan bir baskınla ele geçirilir. Giovanni esir düşer. Osmanlı kalyonunda esir olarak çalıştırılır. Zekası ve çalışkanlığı ile üstlerinin gözüne giren Giovanni Dionigi Galeni, Müslümanlığı da kabul edip ULUÇ adını alır. Turgutça Reis yanında yetişir, denizciliği öğrenir. Turgut Reis öldükten sonra Cezayir Beylerbeyi olur. Artık Uluç Ali Reis'dir. İnebahtı savaşından sonra da Kaptan-ı Derya KILIÇ Ali Paşa olur.

Cervantes de elini kaybetmişti

inebaht20

Papa V. Pius çağrısı üzerine Roma'da toplanan İspanyol birliğine Miguel de Cervantes de katıldı.

İnebahtı Savaşı’nda Cervantes; iki kez göğsünden kılıç darbesi aldıktan sonra bir top güllesinin şarapnel parçalarıyla sol kolundan (3 yerden yaralandı) ve sol eli sakat kaldı.

Savaştan yıllar sonra yaşamının sonlarına doğru ünlü eseri Don Quixote’yi (Don Kişot değil Don Kihote) hapishanede kaleme almıştır ve bu eseri sayesinde tüm dünyada tanınmıştır. Eserde yazarın kendi hayatıyla alay ettiği ve kahramanla aralarında çokça benzerlikler olduğu görülür.

inebaht21

POST MORTEM

inebaht22

Cezayir Beylerbeyi Uluç Ali Reis 42 gemisinden başka Ege’deki Türk donanmasından 45 savaş gemisini de yanına alarak, 87 parça gemisiyle, direkleri kırılmış, bayrakları parçalanmış halde İstanbul Limanı’na girdiğinde şehir halkı Sıngın Donanma’yı gözyaşları ile karşıladılar.

Alemin sığınağı olan padişah Edirne'deyken cumadelâhirenın üçünde (23 Ekim 1571) Uluç Ali Paşanın bir adamı gelüp bu korkunç haberi getirdi.

Haber II. Selim’e bildirilince, hayatında bozgun haberi duymamış olan padişah üzüntüsünden söz söyleyemedi, üç gece uyku uyuyamadı.

Bütün Müslümanlar tasalanup bu kıyameti andıran bozgunun olmasına " Ey insanlar, Rabbinizden korkun, çünkü kıyamet vaktinin depremi(zelzelesi) müthiş bir şeydir. - Sübhân el-Kadir el-Hakînı, inne zelzeleti's sâate şey'ün azîm" diye şaşarak istircâ eylediler. (istirca eylemek: Bir musibet, felaket veya ölüm haberi karşısında Allah’a sığınmak).

Padişah, Uluç Ali Reis’in gelişiyle avundu;

· onu Kaptan-ı Derya yaptı, “Uluç” olan adını da “Kılıç”a çevirdi.

· İkinci Vezir Pertev Paşa, devlet hizmetinden tardedildi. Ancak, bu makama Damat Piyale Paşa getirilmekle, Sokollu’nun nüfuzu büyük darbe yedi.

1571 İnebahtı Savaşı ve Sıngın Donanma Osmanlı’nın Akdeniz egemenliği tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bu savaş, Osmanlı’ya karşı kazanılan bu zafer, tüm Hıristiyan Avrupa’da büyük sevinç uyandırdı, sokaklarda alaylar tertip edildi. Türklerin “yenilmez” oldukları hakkındaki inanışı sarstı. Artık Osmanlı korkusu kalmadı. Bu bakımdan önemi büyüktür.

Osmanlı’nın başarısızlıkla gerilediği başka bir olay da, 1565 Malta Bozgunu’dur. Kale yapımında en son buluşların uygulandığı bir kale olduğu için Osmanlılar, Malta önünden on binlerce zayiat vererek ricat etmek zorunda kaldılar. Bu bozgun, Lepanto’nun adeta habercisidir.

İnebahtı’da bozgundan sonra galipler üç sene için aralarında kutsal ittifak yaptılar. Her sene elli bin askerle, 200 gemilik bir donanma Osmanlılara karşı harekete geçecekti. İstanbul’u almayı bile planladılar.

O kış, Vezir-i azam Sokollu’nun büyük gayretiyle tersanelerde gece gündüz çalışılarak yapılan yeni donanma, 1572’de denize açıldı.

inebaht23

O sırada güçlü padişah yeniden gemiler yapılmasını ferman etti, (İstanbul, Gelibolu, İzmit ve Sinop Tersaneleri başta olmak üzere Varna, Silistre, Semendire, Burgaz, İğneada, Vize, Ahyolu, Süzebolu, Midye, Kefken, Bartın, Samsun, Biga, Gemlik, Rodos, Alanya ve Antalya'daki Tersane ve Gemi İnşa Tezgahları'na ek olarak..) tersane yakınında olan Hasbahçe'den biraz yer ayırdı ve Sekiz Kemerli Tersane yaptılar. Veziri âzam Sokollu Mehmed Paşa da var gücü hizaya getirdi; o kış içinde yüz elli parça kadırga ve sekiz mavuna (Galleass) kurdurdu

Kapudan Kılıç Ali Paşa hep derdi ki "tekne yapmak kolaydır, iki yüz parça gemiye beş altı yüz demir ve ona göre halat, yelken ve başka gereçlerim tamamlamak güç görünür,"

Koca Mehmed Paşa karşılığında "Paşa, Paşa!.. Sen bu Devlet-i Aliye’yi henüz bilememişsin.. Vallahi bu yüce devletin gücü ve kudreti öyledir ki bütün donanma demirlerini gümüşten, iplerini ibrişimden yelkenlerini atlastan etmek ferman olunsa yapmak mümkündür. Herhangi geminin yat ve yarağı yetişmezse bu minval üzere benden al" dedikte Ali Paşa el arkasını yere koyup alkışlayup dua eyledi. "Gerçi bildim ki bu donanmayı tekmil edersiz" dedi.

Gerçekte de ilkyaza dek bütün tedariklerini görüp bu kadar top, tüfek, dövüş ve savaş araçları ki geçen yıl alınmıştı, eskisi gibi, belki daha çok tekmil etti.

Kavga: Burada şu kaldı: Bu gemileri bütün beylikten verilen mal ile mi yaptı; yoksa devlet adamları ve belli kişiler mi yardım etti? (Peçevî aydur: "Ne kimseye gemi saldılar ve ne akçe yardım aldılar.")

Ama Tersane-i Âmire'de kimi yaşlı kapudanlar, yetiştikleri o devir devlet adamlarından işiterek anlatırlar ki devletin sayılı adamlarına ve ileri gelenlerine, herkese halince gemi saldılar. Yalansa söyleyenin üzerine, bunun doğru olup olmadığı hazine defterlerinden belli olur.

inebaht24

Venedikliler, bu sefer inanıyorlardı ki, Osmanlı Donanması mahvolduğundan, bir engel kalmamıştır. Fakat birdenbire gördüler ki, Türk Donanması tekrar karşılarındadır. Yeniden bir savaşa cesaret edemediler ve döndüler (Navarin – Temmuz 1572).

Sokullu Mehmed Paşa, gönderilen Venedik elçisine de, İnebahtı Deniz Savaşıyla ilgili olarak "Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı'da bizi yenmekle, sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen sakalın yerine daha gür çıkar" diye cevap vermiştir.

inebaht25

Bununla beraber, İnebahtı faciasından sonra, kaybedilen binlerce denizciyi yerine getirmek kolay olmamış ve tecrübesiz leventlerden teşkil edilen yeni donanma, devlete Akdeniz'deki eski kudretini kazandıramamıştır. Artık, Avrupa siyasetini yönlendirecek ve ticaret yollarını hakimiyet altına alacak Hint Seferleri gibi büyük projelere de tevessül edilememiştir.

Osmanlı’nın düşmesi Fransa için büyük bir kayıptı. Venedik de, Fransa’nın baskısı ile birlikten/savaştan ayrılıyordu. Venedik müttefiklerinden ayrılarak, Osmanlı’yla ticarî menfaatleri dolayısıyla, barış yaptı. İstanbul kurtuldu. Kıbrıs Türk olarak kaldı.

Venedik'in Osmanlı Devleti'yle barış imzalamak zorunda kalmasından sonra İspanyol Donanması Don Juan ile , Tunus’u zapt ettiyse de (1573), ertesi yıl Osmanlılar geri aldı. (Sağdaki fotoğrafta Don Juan de'Austria'nın mezartaşı üstünde yatan heykelini görmektesiniz.. işin tesadüf şu ki; bu mezarın Madrid'in 50 km batısındaki El Escorial'de oldugunu bu yazıyı hazırlarken öğrendim.. hani eşim necla ile benim yerleşmeyi düşündüğümüz/hayal ettiğimiz belde.. ilginçtir bu köye giderken 10 km kala sağda bir tepede de faşist Franco'nun mezarı var.)

inebaht26

Avrupa ve Akdeniz-Kuzey Afrika cephelerini ilgilendiren İnebahtı Savaşı sonuçta hemen hemen hiçbir dengeyi değiştiremezken Protestan hareketi Osmanlı Devleti'nin de desteğiyle Avrupa’da yayılmaya, Osmanlılar ise Akdeniz ve Kuzey Afrika bölgesinde kalıcı şekilde yerleşmeye devam ettiler. İspanyolların; Amerika kıtasındaki problemler de bir yandan Kral II.Filip’in başını ağrıtmaya devam ederken Hollanda, Gırnata ve Akdeniz’de giriştiği savaşlar, kalıcı bir netice doğurmadığı gibi, ekonominin iflasına ve imparatorluğun da zayıflamasına sebep olmuştur. İnebahtı savaşından sonra Akdeniz'de büyük çapta bir deniz savaşı meydana gelmezken resmî korsanlık faaliyetleri hızlı bir yükselme dönemine girmiş ve resmi izinli Osmanlı Korsan Gemileri yüzyıllarca Osmanlı Devleti ile barış anlaşması imzalamayan devletlerin korkulu rüyası olarak çoğunlukla Akdeniz ve Atlas Okyanusu'nda faaliyet göstermiştir (ganimetten devlete resmi yüzde vererek %10-12).

 inebaht27

Sonuç:

Ağırlıklı olarak 1538’de Preveze’de başlayan bu ağır dalaşmalar sonucu;

İspanya ve İtalya, Osmanlı ile gagalaşırken, devamlı birbirlerine tahribat verirken, “yok Akdeniz benim.. yok senin..” derken.. Aslında İnebahtı (Lepanto) Savaşının sonunda, her iki taraf da kaybetmiştir.

Savaşın asıl galiplerini biraz daha kuzey'de aramak gerekir

Osmanlıların ve Venediklilerin Akdeniz’de bir deniz gücü olmaktan çıkmaları 1590’lardadır. Çünkü o tarihte Akdeniz’e Atlantik’teki üstün gemileriyle Hollandalılar ve İngilizler gelmiş ve kadırga devri son bulmuştur. İngiliz ve Hollandalıların gemileri yüksek bordalı her birisi 40 – 50 top taşıyan bretoni denilen muazzam gemilerdir. Bir bretoni on kadırgayı perişan edecek güçtedir.

O tarihten sonra da , Venedik de bir deniz gücü olmaktan çıkıyor. Müslüman Hacılar Mısır’a gitmek için İngiliz ve Hollanda gemilerini tercih ediyorlar.

400 Yıl Sonra Vatana Dönen Sancak

İnebahtı Savaşında haçlılar tarafından ele geçirilen Osmanlı sancağı, 393 yıl sonra, 1967'de Papa VI. Paul İnebahtı (Lepanto) deniz bozgununda Papa V. Pius’un eline geçen bir Türk sancağını, Türkiye’ye geri vermek niyetini açıklamıştır..

inebaht28

Papalık’ın milletler arasında bir yakınlaşma zeminine yönelen siyasetinin icabı, tarihi bir hatıra olan bu sancak, Papalık tarafından Türkiye'ye iade edilmiştir. Gazetelerde resmi çıkan bu büyük sancağın, kimin sancağı olduğunu bilmiyoruz. Ancak İnebahtı savaşının bahtsız başkumandanı Kaptan-ı Derya Müezzinzade Ali Paşa’nın sancağı olabilir. Çünkü bu muharebede Kaptan-ı Deryalık baştardası, Müezzinzade şehit edildikten sonra, Haçlıların eline geçmişti. Kırmızı ipek üzerine yeşil ipekli dokumadan ayetler ile resminden görülebildiği kadarıyla muhtemelen fetih suresi, dört halifenin isimleri ve Zülfikar işlemesi bulunan sancak, bugün Beşiktaş Deniz Müzesi'nde ziyarete açıktır.

inebaht29

Alttaki iki sancak ise Lepanto Savaşından kalan eserler olarak (toplam 34 parça) Madrid Askeri Müzesinde sergilenmektedir.

inebaht30